Bahtiye Musluoğlu

Adı Bahtiye (Kollu) Musluoğlu, 1918 yılında Bolu’da doğdu.

1935 yılında, on yedi yaşında Ankara’ya geldiğinde, düşündüğü tek şey, ilkokul, ortaokul ve lise gibi, Yüksek Ziraat Enstitüsü’nü de birincilikle bitirmekti.

Hem ruhu, hem de bedeni spora çok yatkındı ama teniste Türkiye Şampiyonlukları alacağını, Türk sporunun en başarılı kadın sporcularından biri olacağını o yıllarda aklının ucundan bile geçiremiyordu.

Ankara’da spor yapma olanakları kısıtlıydı. Ancak, Yüksek Ziraat Enstitüsü, farklı bir okuldu. Eğitim sırasında, spor kültürüne, sporun bir yaşam tarzı olmasına büyük önem veriliyordu. 1933 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldığında, öğretim üyelerinin tümünü Alman profesörler oluşturuyordu. Okulda son derece disiplinli bir eğitim uygulanıyordu. Spor etkinlikleri, doğrudan doğruya rektörlüğe bağlı bir “Beden Terbiyesi Enstitüsü” tarafından yönetilmekteydi. Sporla ilgili derslerin çoğu, Alman Rektör Herbert Riedel tarafından veriliyordu. 4 yıl boyunca, haftada en az iki saat spor derslerine ve uygulamalarına katılmak gerekiyordu. Bu derslerden geçer not alamayanlara diploma verilmiyordu.

O yıllarda Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde, öğretilen ve yapılmasına olanak sağlanan sporlar, atlıspor, atletizm, atıcılık, boks, basketbol, eskrim, futbol, güreş, hokey, kış sporları, tenis ve voleyboldu.

Bahtiye Hanım, hem derslerinde, hem de spor etkinliklerinde okul standartlarının üzerinde başarılar gösteriyordu. İlkbaharla birlikte tenis oynuyor, ata biniyor, kış aylarında ise kapalı kort olmadığı için kış sporları yapıyordu.

Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde, o yıllarda iki toprak kort bulunuyordu. Drenajı ve üzerinde kullanılan toprak karışımı çok iyi olan bu kortlar, çabuk kuruması açısından Ankara’nın en iyi kortları olarak nitelendiriliyordu. Yağmurlu mevsimlerde, Ankara’lı tenisçiler zaman zaman antrenman için bu kortları kullanıyorlardı.

Bahtiye Hanım, okuldaki Alman hocalarla tenis oynayarak vuruşlarını geliştiriyor ve Almanya’dan getirttiği kitaplardan da teorik bilgiler ediniyordu. İstanbul Erenköy Kız Lisesi’nde Fransızca öğrenen Bahtiye Hanım, Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde de Almanca ve İngilizce öğreniyordu.

Bahtiye Kollu, 1938 yılında son sınıfa geldiğinde, Ankara 19 Mayıs Stadı’nın yanındaki kortlar (ATK) hizmete gireli henüz 2 yıl olmuştu. Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’nün kuruluş çalışmaları yapılıyordu. 19 Mayıs Stadyumu’nun yanındaki kortlarda, turnuvalar renkli ve eğlenceli geçiyordu. Bahtiye Hanım, turnuvalara katılmaya karar verdiğinde, maçlarda giyeceği kıyafet konusunda sıkıntı yaşayınca, Alman hocaları, spor kıyafetlerinin resimlerinin yer aldığı ve içinde bu kıyafetlere ait kağıttan patronların bulunduğu Alman moda dergilerini önerdiler.

Bahtiye Hanıma, ablalarının ve kardeşinin de yardımıyla tenis kıyafetleri dikildi.

Bu arada, okuldan arkadaşı Rauf bey ile evlenen Bahtiye Hanım, Musluoğlu soyadını aldı. Bu soyadı ile ünlenecek Bahtiye Musluoğlu ve eşinin en büyük zevkleri, boş zamanlarında birlikte spor yapmaktı.

1939 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü’nden mezun olan Bahtiye Hanım, tenis turnuvalarına daha çok zaman ayırmaya başladı. İlk başarısını da 1941 yılında Ankara Bölge birincisi olarak aldı. Bahtiye Musluoğlu, 1941 yılından itibaren, 12 yılda 10 kez Ankara birincisi oldu. Karışık çiftlerde ise 1944 yılından itibaren, Fehmi Kızıl, Celasin Lüy, Vedat Abut, Şefik Fenmen, Suat Baykurt, Engin Balaş ve Erol Bolel ile 9 yılda toplam 8 kez birincilik kupası aldı.

Musluoğlu, tenis oynadığı yıllarda, Ankara’da rakipsizdi. Çoğu kez, antrenmanlarını bile erkek tenisçiler ile yapıyordu.

Türkiye şampiyonalarında ise durum farklıydı.

1940’lı yılların başından itibaren, kadınlarda tenisin yenilmez ismi Mualla Gorodetzky idi.

Spor Oyunları Federasyonu Başkanı, Ankara Tenis Kulübü kurucularından ve kulübün ilk Genel Sekreteri Kerim Bükey, 1940 yılında basılan ilk kitabında Mualla Gorodetzk için şunları yazıyor: “Mila’yı, elinde bir raket, oniki yaşlarında küçücük bir kızken tanıdım. Babası tenise çok meraklı olduğu için bizzat kızı ile meşgul olur ve her gün ders verirdi. Annesinden sonra günün birinde Mila da şampiyon oldu. Mila senelerden beri İstanbul ve Türkiye şampiyonluğunu elinde tutmaktadır…”

Bahtiye Musluoğlu, Türkiye Birinciliğinde yıllarca Mualla Gorodetsky ile final mücadelesi yaptı. 1947 yılına kadar, Türkiye Birincisi Gorodetzky idi. Musluoğlu, ilk Türkiye Birinciliği’ni, finalde Gorodetzky ile karşılaşmasa da 1948 yılında kazandı. Erkeklerde, Türkiye Birinciliği’nin Fehmi Kızıl, Şefik Fenmen, Enes Talay, Suzan Gürel ve Nazmi Bari arasında el değiştirdiği yıllarda, kadınlar şampiyonluğunda Bahtiye Musluoğlu, rakipsizdi. Musluoğlu, 5 Türkiye Birinciliğinden ikisini, finalde Gorodetzky’i, diğerlerinde Gönül Erk, İfakat Mergen ve G.Gönenç’i yenerek elde etti.

Bahtiye Musluoğlu, Türkiye Birinciliğinde karışık çiftlerde de 4 şampiyonluk kazandı. 1948 ve 1950 yıllarında Enes Talay ile, 1951’de Suat Baykurt ile, 1952’de de Engin Balaş ile şampiyon oldular.

Turnuvalara, 1947 yılından itibaren, doktor unvanını alan bir akademisyen olarak katılan Musluoğlu, İstanbul Enternasyonal Tenis Turnuvası’nda şampiyon olan ilk Türk tenisçi olma başarısını gösterdi. Bahtiye Musluoğlu, 1947 yılında, teklerde şampiyon olurken, karışık çiftlerde de Mısırlı Coen ile birinci oldu.

Musluoğlu’nun, İstanbul’da tanınmış İngiliz oyuncular Curry ve Scott’u, İtalyan Manfred’i yenişi, popülaritesini arttırdı. 1950 yılında Fransa Tenis Federasyonu tarafından Fransa’ya davet edildi. Roland Garros’ta (Fransa Açık Tenis Turnuvası) teklerde ilk turu, maç yapmadan geçti. 2. Turda Simone Houllıer Larousse’yi 6/3 6/2 yendi ve 3. Tura çıktı. Aşağıda, bu galibiyetle ilgili Anadolu Ajansı kaynaklı gazete haberinin kupürü yer alıyor.

Musluoğlu, Roland Garros’da 3. turda Dupont’a iki sette yenilerek elendi.

Beyrut ve Atina’da birçok kez katıldığı uluslararası turnuvalarda başarılı sonuçlar aldı.

Bahtiye Hanım, yalnız teniste değil, kayakta da Türkiye Birinciliklerine imza attı. Binicilik, atıcılık, buz pateni, hokey yaptığı sporlardandı. Musluoğlu, 13 yıl süren ilk evliliğinden sonra, 1953 yılında ikinci evliliğini yaptı ve sonra da tenise veda etti.

Rıfat Mursaloğlu ile yaptığı ikinci evliliğinden bir kız çocuğu olan Bahtiye Hanım, 1965 yılında Fen Fakültesi’nde profesör oldu. 1953 yılından sonra akademik çalışmalarına ağırlık veren Mursaloğlu, çeşitli idari görevlerde bulundu; 1967-69 yılları arasında Ankara Üniversitesi Senato üyeliği, 1982-85 Ankara Üniversitesi,Fen Fakültesi Fakülte Kurul Üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği, Biyoloji Bölüm Başkanlığı Biyoloji Redaksiyon Komitesi Başkanlığı, Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.

Bahtiye Mursaloğlu, akademik çalışmalarının yanı sıra, Musluoğlu soyadıyla Türk Spor Tarihi’nin unutulmazları arasında yer alarak 1999 yılında hayata veda etti.


avatar
800